 | 82 Anayasası ve Windows İşletim Sistemi |
(2010-04-09 17:01:27)-hasever

Birbirlerine çok benziyorlar. Bunu yazmakla hangisini övüyorum bilmiyorum. İkisi de 80’lerin başında piyasaya çıkıyor ve yine ikisi de ABD menşeli. Yamalı olmaları ayrı bir hikaye ve bu yamalara rağmen inatla hayatta tutulmaları ise apayrı bir hikaye. Biri meşruiyetimizi diğeri ulaşılabilirliğimizi kontrol ediyor. Kontrolden geçen biz, her ne hikmetse dönüp kontrol edicilerimizden esaslı bir yoklama alamıyoruz. Sebep mi? Muhtelif. Bu babımız 82 Anayasası ile Windows İşletim Sistemi’nin ortak çağrışımları üzerine olacak.
82 Anayasası ve Windows İşletim Sistemi
Birbirlerine çok benziyorlar. Bunu yazmakla hangisini övüyorum bilmiyorum. İkisi de 80’lerin başında piyasaya çıkıyor ve yine ikisi de ABD menşeli. Yamalı olmaları ayrı bir hikaye ve bu yamalara rağmen inatla hayatta tutulmaları ise apayrı bir hikaye. Biri meşruiyetimizi diğeri ulaşılabilirliğimizi kontrol ediyor. Kontrolden geçen biz, her ne hikmetse dönüp kontrol edicilerimizden esaslı bir yoklama alamıyoruz. Sebep mi? Muhtelif. Bu babımız 82 Anayasası ile Windows İşletim Sistemi’nin ortak çağrışımları üzerine olacak.
Anayasalar, hükmü altındaki alanlara genel bir perspektif sunarlar yani günlük yaşamımızı düzenleyen yasalara altyapı oluştururlar. Bilgisayar işletim sistemleri ise kullanıcıların ihtiyaç duydukları programlara altyapı sunarlar. İnsan/kullanıcı anayasadan/işletim sisteminden habersiz günlük rutinini yaşarken, aslında tamamıyla onun etki alanı altında olduğunu çoğunlukla fark dahi etmez. Ama bu, çerçevesi çizilmiş bir hayata mahkumiyeti engellemez.
82 Anayasası
Herkes; iktidardaki sağ siyasadan, legal alan dışındaki sol siyasaya kadar, bir konuda mutabık: 82 Anayasası bir diktatörlük anayasasıdır ve değiştirilmesi elzemdir. Saçmalık da burada başlıyor zaten. Şöyle ki, sistemce dışlanan ve her türlü temsil hakkı elinden alınmış olunan kesimlerin bu anayasadan muzdarip olmaları anlaşılır ve hatta mantıklı bir durumken, bu anayasanın sağlamış olduğu zemin üzerinde yeşeren, damar salan ve kök bağlayan temsil grupları neden onun değişmesini isterler? Kim bindiği dalı kesme budalalığında ısrar eder? Kaldı ki binilen dalın kesilip kesilmemesini belirleyen tepki daha ziyade içgüdüseldir; zekadan aridir yani.
82 Anayasası[1], halkın % 91,17 evet oyuna mahzar olduğu 7 Kasım 1982 tarihinden bu yana tam on beş değişiklik yaşamış. Yani 15 kez “yamalanmış.” Bu yamalarla 85 maddesinde değişiklik yapılmış ve üç de geçici maddesi elden geçirilmiş. AKP’nin gündemine aldığı değişiklik paketinde ise 3’ü geçici olmak üzere toplam 26 maddenin değiştirilmesi söz konusu; Windows diliyle yazarsak, bu sefer daha ziyade bir SP[2] gündemde.
82 Anayasası “ancak”ların anayasası[3] olarak bilinir. Madde, özgürlükleri sunmakla başlar ve özgürlükleri takip eden “ancak”larla biter. Bu ancaklar, başta verilen özgürlükleri budamakla görevlidirler ve öyle de yaparlar. 82 Anayasası için özgürlükler birer “güvenlik açığı” olarak ele alınmıştır. Bu bakımdan “ancak”lar için kapı “port” bekçileri demek yanlış olmaz. Güvenlik açıkları, iktidara gelen her parti tarafından öyle veya böyle, kapsamlı veya dar çerçeveli ele alınıp tamir edilir. Bu o kadar öyledir ki, (yazılmamış) bir anayasa maddesi şeklinde her seferinde muntazaman uygulanagelir. Lakin lanse edilmesi farklıdır. Nasıl ki Windows her ayın ikinci salısı yayınladığı “yamalara” “güncelleme” etiketi yapıştırıyorsa, 82 Anayasası’nı elden geçiren iktidarlar da buna “çağdaşlaştırma” yaftası yapıştırırlar. Çok basit bir sorudur ve sorulmadığı için sanki büyük bir birikim gerektiriyormuş havasında yer tutar. Yenisini yapmak çok mu zordur? Yoksa böyle bir gereklik mi yoktur?
Windows İşletim Sistemi
Bilgisayar dünyasından az buçuk haberdar olanlar bilirler ki, özellikle İnternet’in hayatımıza girmesiyle birlikte, işletim sistemlerinin güvenliği/güvenirliliği görselliklerinden ve hatta işlevselliklerinden çok daha önemli bir duruma gelmiştir. Bu, anayasalar açısından da böyledir. Yalnız burada karıştırılmaması gereken husus, sistemlerin güvenliğiyle insanların/kullanıcıların güvenliğinin bir ve aynı şey olmadığıdır. Yine Windows için sistem kodları, kullanıcının güvenliğinden çok çok daha önemlidir. Geçmişi vardır, Almanya’da bir lise talebesinin ürettiği “60 Saniye Virüsü” “koca” Windows sistemini perişan etmiş ve ekonomik manada milyarlarca dolar zarara sebebiyet vermiştir. Bu kadar aleni güvenlik açıklarına rağmen Windows’un programlama dili henüz çözülebilmiş değildir; tıpkı 12 Eylül Anayasası’nın muhteviyatına dokunulamadığı gibi.
Günlük iş hacminin büyük bir bölümünün bilgisayara/internete geçmesinden bu yana hem güvenliğin oluşturulması hem de o güvenliğin sürekli zinde/güncel tutulması, ekonomik işleyişin önemli bir gerekliliği olmuştur. Bu pencereden bakıldığında iki yıl önce kullanılan bir Windows işletim sisteminin her türlü saldırıya açık ve “özel mülkiyeti” korumada çok yetersiz olduğu görülür. Bu, gariptir, kimseyi hatta “saklayacak şeyleri olanlar”ı bile tedirgin etmemektedir. Ne kadar ilgi çeker bilmiyorum ama dün kullandığınız bir Windows işletim sistemi bugünden ve bugün kullandığınız sistem de yarından bakıldığından kevgir misali delik deşiktir. Bu şu anlama geliyor: Güvende değilsiniz ve inatla, bu yazının muharriri de dahil, güvenliksiz bir sistemi kullanmaktasınız.
Sistemler, kim ne derse desin, üzerinden hayata aktıkları bireyler sayesinde ayakta dururlar. Dünyanın Windows kullanmadaki ısrarıyla Küçük Asya’nın 82 Anayasası’nı kullanmadaki ısrarı birbirine çok benziyor. Sürekli yamalanan sistemlerle günlük hayatımızı nasıl idame ediyoruz diye soracak olursak o da bu yüzyıldaki ilkelliğimize bir gönderme olsa gerek. Bir eksiği gidermek başka bir eksiğe sebep oluyorsa ve bu, kendisini “sonsuza” dek tekrarlıyorsa bunun adı “güncelleme” değil, sistem sakatlığıdır. Sakatlıkları tamir etmeye bir sözüm yok ama o sakatlıklar kendilerini üretecek bir üretkenliğe sahipse yapılacak olan sistemi değiştirmek veya yeniden yapmaktır.
İnsanlığın bilgi birikimi göz önüne alınacak olursa, yeni bir anayasa yapmak ya da istihbarata kapalı bir işletim sistemi[4] oluşturmak hiç de zor şeyler olarak gözükmüyor. ABD menşeli teknolojinin kendisini dünya birikimine dayatması eğer biz insanlarca sorunsuz kabullenilecekse, burada başka bir sakatlık var demektir. Savaş ve Barış’ı yazmış, Memleketimden İnsan Manzaraları manzumesini dizmiş bir insanlık, dönüp “garaj üretimi” bir hikayeye ve Anadolu coğrafyası da “boys” üretimi bir anayasaya teslim olacaksa yapılacak bir şey yok demektir. Ne diyordu Can Yücel: “Kendi düşen köyler kentler ağlamaz” E o zaman sana ne oluyor diye bir soru aklınıza geldiyse eğer, yine Can Yücel’in dediği gibi “Sur dışında ben oturur ağlardım”
Hasever Zürich, 7 Nisan 2010
[1] 82 Anayasası, 177 esas ve 16 geçici maddeden oluşuyor. [2] SP: İngilizce, Service Pack’ın kısaltması. Microsoft’un, Windows İşletim Sistemi’nin içerdiği hataları düzeltmek için toplu olarak yayınladığı ve tek kurulum paketinde yer alan yamaların bütünü. [3] Bir örnek: “MADDE 34.– (Değişik: 3.10.2001-4709/13 md.) Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir” Hem de bu, maddenin değiştirilmiş hali... [4] İstihbarata kapalı İşletim Sistemleri var, yok değil lakin hem kitlesel olarak kullanım kolaylığına haiz değiller hem de kitleler o sistemleri günlük alışkanlıkları arasına almada gönülsüzler/beceriksizler. Her ne kadar karşı duruyorsam da Windows İşletim Sistemi bir alanda diğerlerinden çok önde görünüyor: Kolaylık; çünkü ortalama insan her yerde salaklıkla maluldür. Zaten 82 Anayasası ile dünya çapında kullanılan Windows İşletim Sistemi ortalama bir salaklık üzerinden hayat buluyor.
|
|
|
|
Bu haber 124 defa okundu. |
|
| |
| İlgili Bağlantılar |  |
| Haber Puanlama |  |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
| |
| Seçenekler |  |
|